26 Mayıs 2010 Çarşamba

Yaz Hediyeleri...




Yazın gelmesi bahane...Okuyup paylaşmak istediğim kitaplar, Dore’nin hediye gönderdiği ama sık makyaj yapmadığım için hediye etmek istediğim makyaj malzemelerim vardı, diğer bloggerlarla paylaşmak istedim sadece.



Hediyeler için 1 Haziran’a kadar yorum yapmanız ve blogunuzda duyurmanız yeterli.

Sevgilerimle

25 Mayıs 2010 Salı

Neydi Suçun Zeliha?

Tek tanrılı dinlerin kadına bakışını, tarihi bir atmosfer eşliğinde irdeleyen bir roman Neydi Suçun Zeliha.

Yazar (Osman Necmi Gürmen) bir televizyon programında, kendisinin eski çağlarda tanrısal bir konumda olan kadının, tek tanrılı dinlerin yayılmasıyla neden ikinci plana itilip, toplumların nasıl ata erkil hale geldiğini merak ettiğini ve bu merakla doğan araştırmaları sonucu romanın ortaya çıktığını anlatmıştı.Benim de son derece ilgimi çeken bir konu olduğu için kitabı hemen aldım ve okumaya başladım.

Roman Haçlı Seferlerine katılan, ordunun Urfa dolaylarında bir kaleye yerleşmesi burada yaşamaya başlayan Thomas isimli bir savaşçı rahibin gözünden dönemin atmosferini, kişilerini, inançlarını anlatıyor.Thomas’ın Haçlı Seferine katılırken içinde bulunduğu durumu, O’nu ülkesinden, sevdiği kadından ayrılıp bilmediği uzak diyarlara yönelten inançları, yerleştiği Doğu şehrinde çeşitli dinlere mensup bilge arkadaşlar edinmesi, zorunlulukla yeni bir aile kurmasını akıcı bir dille anlatmış yazar.




Dinlerin kadına bakışını da farklı din mensubu bilge kişilerin sohbetlerinde açıklıyor kitap.Kutsal kitaplarda bu konuda birbiriyle çelişkili ifadelerin olmasını, kadını metalaştırmak isteyen erkekler tarafından yapılan eklemelere bağlaması ise çok tartışma götürecek bir konu.

Açıkcası, benim heveslenip kitabı almamın en büyük nedeni kadın meselesine olan merakımdı.Evet kitap bu konuya değinmiş ama bana çok aydınlatıcı ve tatmin edici gelmedi.Havada kalan bir şeyler var bu mevzuda.Yine de zevkle, çabukça okunan bir kitap.1905 yılında Haçlı Ordusunda yol alan bir savaşçının gözüyle dünyaya baktırmayı başarıyor okuyucuya.

18 Mayıs 2010 Salı

Pilatesmania

Yaklaşık 3 haftadır pilates yapıyorum.Spor salonlarına gitmeyi angarya gören, yürüyüş yapmaya üşenen, diğer sporlara kendini hiç kaptıramamış, bir gün yapıp sonra bırakmış biri olarak sicilim oldukça kötüdür spor konusunda.Bu yüzden çok şaşkınım, benim gibi spora mesafeli birini bile harekete geçiren hatta öyleki evde otururken ‘canım pilates yapmak istedi’ deyip salonun ortasına matını yaymasına, lastiği ve topunu alıp hevesle egzersize başlamasına sebep olabileceğini başlarken düşünmemiştim.Herşey Ebru Şallı’nın programına bir sabah tesadüfen rastlamamla ve evet itiraf ediyorum hareketlerle ve nefes alışverişiyle dalga geçmemle başlamıştı.Ne var bu hareketlerde diye söylenip denediğimde, esneme hareketlerinin hemen hemen hiçbirini rahatça yapamadığımı farkettim, ama o ilk çabalamam ve nefesin kontrollü alınıp verilmesi farkettimki daha ilk denememde acayip rahatlattı.O gün bu işe başlamaya karar verip, Pilates topu, bandı ve matından oluşan bir set aldım. Pilates sayesinde vücudumla yeniden tanışıyorum desem abartı olmaz sanırım.Kilo vermekten ziyade tüm adale gruplarını düzenli olarak çalıştırıyor ve insanın kendisini anormal derecede hafiflemiş, esnemiş ve mutlu hissetmesini sağlıyor.Öyleyse Pilates’e devam diyorum...

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Sweet Blog :)



Sevgili Essra 'dan sweet blog ödülü almışım! Dünya'nın beni unuttuğunu sandığım bugün, ödülü görünce çok sevindim, çok teşekkürler :)

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Bir kitap, bir albüm, bir film...

Hepsiburada'dan siparişlerim geldi, çocuk gibi sevindim. Paulo Coelho'nun son kitabı Brida, Engin Günaydın-Binnur Kaya'nın başrollerinde olduğu Vavien, Göksel'in eski pop şarkılarını coverladığı Hayat Rüya Gibi...



Brida, İrlandalı bir genç kızın ve onun bilgiye erişme çabasının öyküsü.Brida, korkularıyla başetmeyi öğreten bilge bir erkekle ve dünyanın gizli müziğine ayak uydurarak dans etmeyi öğreten bir kadınla karşılaşır.Bu kişilerin yönlendirmesiyle Brida kendi yazgısını aramaya, kişisel ilişkileri ile kendini dönüştürme isteği arasında bir denge kurmaya çalışır.Bir aşk, tutku, gizem, esriklik öyküsü...Elimdeki kitabı bitirir bitirmez başlıyorum...

* * *

Vavien'i sinemadayken seyredememiştim.DVD'si çıkınca hemen aldım.Film kasabalı bir ailenin yaşadıklarını kara komedi tarzında anlatıyor.Bu akşam izlenesi...

* * *

Göksel ilk albümünden bu yana takip ettiğim ender şarkıcılardan.Genelde Türkçe pop müzikle ilişkim araba kullanırken radyoda dinlediklerimden öteye geçmez.Ama Göksel ve Nilüfer iki istisnadır.Albümleri çıkar çıkmaz hemen alırım, bıkana kadar bir kaç hafta durmadan dinlerim.Göksel geçtiğimiz sene yine eski Türkçe pop şarkılarını ve klasik Türk sanat müziği parçalarını coverlamıştı(Mektubumu Buldun mu?)İkincisinin(Hayat Rüya Gibi...)çıktığını duyunca sevindim, albümü hemen dinledim.Tek kelimeyle süper! Türk filmlerinde dinlemeye doyamadığınız şarkılar hepsi.Sesini mi, tarzını mı, tipini mi, naif halini mi tam olarak bilemiyorum ama seviyorum Göksel'i.

3 Mayıs 2010 Pazartesi

La Dolce Vita

Hafta sonu yollara düştük.Kadıköy'de arabayı bırakıp, vapura atladık.Vapurda çay simit eşliğinde denize baktık, ısınan Boğaz havasını doya doya içimize çektik.Mısır Çarşı'sını geze dolaşa Sirkeci'ye vardık.Fotoğraf makinemi satın aldık.Hızımızı alamadık Topkapı Sarayı'na yürüdük, gelmişken orayı da gezdik.

Fotoğraf hevesim had safhada ama henüz çok acemiyim.İstediğim, hayal ettiğim çekimleri yapmaktan fersah fersah uzağım.Yine de elime makinemi alıp, çiçek böcek peşinde koşmak, ilk derslerde öğrendiğim (denemelerden sonra öğrenemediğimi farkettiğim!!) şeyleri denemek çok güzel geldi.







Bu aralar hiç kitap okumamak, hiç plan yapmamak, evi toplayamamak, yemek yapamamak, ders çalışmamak gibi sorunlarım var.Bu sorunlarımı kafaya takmadan spor salonuna gitmek, duş almak, kanepeye uzanıp yün battaniyemin altında pineklemek, TV'deki evlilik programlarına göz atmak, Anjelika Akbar'ı dinleye dinleye uzun uzun yürümek, Ebru Şallı'yla pilates yapmak çok daha güzel geliyor.Bu yaşta çocukken uzun yaz günlerindeki gibi özgür ve mutlu hissedebilmek, başkalarına biraz tuhaf mı görünüyor?