11 Eylül 2011 Pazar

Assos tatili ve tatil kitapları

Geçtiğimiz hafta üç günlük kısa bir tatil için Assos'a gittim.Bunalmış bir ruh halindeydim.Amacım denize girmek ve gün boyu plajda aylaklık yapıp kafamı dinlemekti.Böyle bir tatilde yanıma kitap almamak düşünülemezdi.Sadece eğlenmemi, keyifli vakit geçirmemi sağlayacak bir kitap arayışıyla gittim kitapçıya -yine!- ve Erkek Dedikosu isimli kitabı aldım.Eve dönerken minibüste okumaya başladım ve o kadar eğlenceli ve sürükleyiciydi ki tatilde okuma niyetiyle aldığım kitabı o gün akşamına kadar bitiriverdim.Ve bu arada galiba ben bayağı chick-lit sever biri haline geldim son zamanlarda...



Tatilde okumak için aldığım kitabı daha gitmeden bitirdiğim için evde kısa süreli bir panik yaşadım.Neyseki kitaplıkta başlayıp devamını getirmediğim üç kitap buldum, bavuluma attım.Ve fakat plajda mutlu, keyifli şekilde denize karşı uzanıp elime kitapları aldığımda inanılmaz sıkıcı, gitmeyen, bunaltıcı kitaplar olduklarını bir kez daha anladım fakat heyhat Assos'da tek bir kitapçı bile yoktu ve ben kendimi zorlayarak üç kitabı da okudum, okudum, arada sayfa atladım, başlık okuyup bölüm atladım, bitirdim...Anladım ki benim için iyi bir tatil biraz da iyi bir kitap demekmiş :)

2 Eylül 2011 Cuma

Seni Yenicem İstanbul!!!


Klinikte bir günün daha hızla sonuna gelmekteyim.İstanbul'un insanları bayramda nasıl şehri terkettiyse, kedi ve köpekleri de terketmiş, ki sabahtan beri gelen hasta olmadı.
İki gündür karar alma ve uygulayabilme başarısı gösterebildiğimden acayip mutlu hissediyorum kendimi.Belki artık ben de; lisede, ilkokulda, üniversitede, ofiste hep karşıma çıkan her işe muktedir, 'looser' olmayı hiç mi hiç tatmamış, her daim güzel, her daim bakımlı, sınavlarda büte bile kalmamış, hiç bir erkeğin arkasından gözyaşı dökmemiş, odası hiç dağılmamış, bitmiş akbille otobüse hiç binmemiş ve çantasında selpaksız hiç gezmemiş kızlardan biri olabilirim.
Çünkü nereye kadar mistik, ezoterik kitaplar okuyup, Fringe izleyip, sonra da gece yatmadan aklımda sınır bilimle alakalı ama içinde çok ağır karakter analizleri de olan romanlar kurgulamak? Nereye kadar okulu uzatmak, uzatmak ve bir daha uzatmak? Nereye kadar bu dünyadaki her tür başarıya karşı en ufak bir hırs duygusu hissetmemek ve bu yüzden bağlanamamak hiç birşeye ve tutunamamak ve sonra hırslı, gaddar, sofistike, çok bilen, yukarıdan bakan tiplerin karşısında kendimi ezdirmek?
Yapabilirim ben de.Amerikan romantik komedi filmlerinde çok sakar, çok beceriksiz olup da birden hayatı değişen kadınlardan biri olabilirim.Veya Türk filmlerindeki gibi gerçek üstü bir şekilde de olsa hayatı birden değişen karakterlerden biri?Evet sanırım yapabilirim.Çünkü artık yeterince bağışıklık kazanmış olmalıyım kötülüğe..