19 Aralık 2010 Pazar

Tek tatil günümden bildiriyorum...

Pazar günleri evdeyim.Gün benim.Yapmak istediğim çok şey var.Sabah umutla uyanıyorum.İçimdeki enerji evi de temizlersin, dışarı da çıkarsın, dolapları da toparlarsın, kitap da okursun, dvd bile izlersin, hatta yemek yaparsın, biriken çamaşırları da yıkarsın diyor günün ilk ışıklarıyla.Sonra bir mahmurluk, bir üşengeçlik, pazar günü tv'de hiç bişeyler olmamasına rağmen ekranın karşısında boş ve boş kalakalma hali...İşte pazar günümün kısa özeti.Bu rehavetten sıyrılmak için bloğumun başına geçtim ben de.

Bu arada cuma günü Fikri Mühim'den Nestle Nesfit Kırmızı Meyveli paketim geldi.İçinde deneme boyu Nesfit, indirim kuponları, çok şirin bir kase ve çilekli oto kokusu var.Kabul ediyorum ben hiç bir konuda olamadığım gibi diyet konusunda da iradeli biri değilim.Üç ay dişimi sıksam, tatlılardan, hamur işlerinden, şekerli içeceklerden uzak kalabilsem, biraz da sabahları bir durak erken inip trenden 15 dakika fazladan yürüsem fazla kilolarımdan çoktan kurtulurdum.Ama işte hiç gelmeyen pazartesilerde düzenli beslenmeye başlamam hayal oldu hep.Nesfit'in ayın 16'sında bana ulaşması ve sadece 14 gün boyunca günde iki öğün Nesfit yiyerek forma girebileceğimi söylemesi 2011'e 3 kilo fazlamdan kurtulmuş şekilde girebileceğim ümidini yeniden canlandırdı içimde.14 gün sonunda yani yeni yılın ilk günlerinde işe yarayıp yaramadığını sizlerle paylaşacağım.



Bu hafta boyunca, en nihayet kişisel gelişim kitaplarından sıyrılıp, farklı bişeyler okumaya başladım.
Ergun Candan'ın Tasavvufi Batıni Ezoterik Öğretilere Göre
Kuran-ı Kerim'in Gizli Öğretisi isimli son kitabı. Oldukça ilginç bir kitap, geleneksel olarak bilinen bazı dini konuları başka bir açıdan incelemiş yazar.UFO'lara, ezoterik bilgilere, paralel evrenlere, gizli şifrelere, meleklere, cadılara, Hızır'a ve benzeri pek çok metafizik konuya inanan ama her zaman şüphe payı bırakmayı beceren biri olarak severek okuyorum.Tabiki her konuda hem fikir değilim yazarla, bazı çıkarımları biraz zorlama olmuş.Hayal gücü yüksek, beş duyusuyla algıladığı bu evrende henüz algılayamadığı çok şey olduğunu hisseden, bilinmeyene merakı hiç dinmeyenlere tavsiye ederim.




Şimdilik sevgiler :)

15 Aralık 2010 Çarşamba

Kişisel gelişim mi?

Epeydir yazamıyorum...Oysa o kadar fazla kitap okudum ki son bir aydır.Kitap alma serüvenim kafamın karışıklığından, içinde bulunduğum tuhaf ruh halimden dolayı tamamen kişisel gelişim, kuantum, secret türevi şeylere kaymış durumdaydı.İş çıkışı caddeye inip, duruma göre D&R, Remzi veya Nezih kitabevine uğrayıp başlığına göre beşer altışar bu tarz kitapları topluyordum.Sabah, akşam yol boyunca ve klinikte müsait oldukça bunları okuyordum.Yani anlayacağınız durumum epey vahim :)Ve artık şöyle bir genelleme rahatlıkla yapabilirim; kişisel gelişim kitaplarını fazla okumak tüm kişiliğinizi yok eder :)Şaka bir yana benim düşüncem, bu tip kitapları okurken sizi içine alan pozitif ruh hali kitap bitince çekilip gidiyor.Ama yine de iyi gelmiyor değil insana.

Bazen hayat bizleri seçim yapmaya zorladığında veya olmayı hayal ettiğiniz durumdan fersah fersah uzağa sürüklediğinde kendimizi biraz melankolik, biraz yenilmiş, biraz çaresiz hissedebiliriz.Bana olan da tam bu.Önce kendimi suçladım; şımarıklıkla, kıymet bilmemezlikle, yeterince şükretmemekle, olgun ve mantıklı davranmayı bir türlü becerememekle.Sonra düşündüm; ben sadece bir insanım.Tüm bu kafa karışıklıkları, duygu dalgalanmaları insana özgü, kim bizi aksinin normal bir hal olduğuna bu kadar ikna etmiş ki?

Velhasıl hayata tutunmak, bırakmamak lazım.Galiba insanın en önce ve herkesten fazla kendisini düşünmesi, sevmesi, ve kendisi için birşeyler yapması lazım.Artık bugünden itibaren her gün paylaşmaya çalışacağım yaptıklarımı, duygularımı, fikirlerimi.

Hoşça bakın zatınıza